Roma, tarihle modern hayatın iç içe geçtiği, yürüdükçe başka bir hikâyeyle karşılaştığınız şehirlerden biri. Bir köşede binlerce yıllık bir antik kalıntıya rastlarken, birkaç adım sonra kendinizi hareketli bir meydanda, küçük bir kafede ya da İtalyan hayatının tam ortasında bulabiliyorsunuz. Kolezyum’dan Trevi Çeşmesi’ne, dar sokaklardan görkemli meydanlara kadar şehrin her köşesinde geçmişin izlerini görmek mümkün. Belki de bu yüzden Roma’yı gezmek, biraz da zamanda yolculuk yapmak gibi hissettiriyor.
Ben Roma’yı 2016 ve 2024 yıllarında olmak üzere iki kez ziyaret ettim. Aradan yıllar geçmesine rağmen ikinci gidişimde şehri yeniden görmek, ilk seferki heyecanımı hiç kaybetmediğimi fark ettirdi. Hatta Roma’nın en güzel taraflarından birinin, tekrar tekrar gidildiğinde bile insana yeni şeyler gösterebilmesi olduğunu düşünüyorum.
2024 yılındaki seyahatimiz ise biraz talihsiz bir döneme denk geldi. 2025 yılında Katolikler için önemli bir dönem olan Jübile Yılı kutlanacağı için Roma’nın birçok tarihi ve turistik yapısında restorasyon çalışmaları devam ediyordu. Bu nedenle bazı yerleri ne yazık ki istediğimiz gibi göremedik. Yine de Roma, birkaç yapının restorasyonda olmasına rağmen keşfedilecek o kadar çok şey sunuyor ki, seyahatimiz boyunca hem çok keyif aldık hem de bol bol ilham aldık.
Peki biz Roma’da nereleri gezdik, rotamızı nasıl oluşturduk ve bu şehirde geçirdiğimiz zamanı nasıl değerlendirdik? Şimdi biraz da bunlardan bahsedelim.
Ne Zaman Gelinir?
Roma’yı bence her mevsim gelip görebilirsiniz. İklimi İstanbul’da yaşadığımız iklime çok benziyor. Kış ayları Avrupa şehirlerinin aksine daha ılıman bir hava hakim oluyor. Tabi bu durum güneyinden kuzeyine değişkenlik göstermekle birlikte yaz ayları bizdeki gibi 30-35 derecelerde geziyor. Bu sebeple yaz mevsimi her ne kadar turistik kalabalıkların en zirve yaptığı dönem olsa da nispeten ilk bahar ve son baharda gezmeyi tavsiye ederim.
Nasıl Gelinir?
1. Uçakla
İstanbul’dan Roma Fiumicino Havalimanı’na hem Sabiha Gökçen hem de İstanbul Havalimanı’ndan uçuşlar mevcut. Özellikle yaz sezonunda turistik talebin arttığı zamanlarda, günde birden fazla uçuş düzenleniyor.
Roma Havalimanı’ndan şehir merkezine geçmek için taksi, havalimanı servisi ve tren gibi seçenekler var. Leonardo Express denilen hızlı tren hattı havalimanından Roma Termini Tren İstasyonu’na 32 dakikada aktarmasız gidiyor. Bununla beraber havalimanından Trastevere, Ostiense, Tuscolana ve Tiburtina gibi Roma'nın diğer önemli merkezi istasyonlarına uğrayarak giden FL1 adında tren hattı da mevcuttur.
Biz Terravision isimli seyahat firmasının servislerini kullandık. Bileti, havalimanına indikten sonra havalimanı çıkışında yer alan otobüs durağına giderek, burada bulunan bilet makinelerinden aldık. Fakat tavsiyem, gelmeden önce online olarak almanız. Çünkü bilet alalım derken biraz zaman kaybettik.
2. Tren ile
Tren ile Roma’ya, İtalya’nın birçok şehrinden veya herhangi bir Avrupa ülkesinden gelebilirsiniz. İtalya Devlet Demiryolları’nın kuruluşu olan Trenitalia ve özel bir kuruluş olan italo’nun uygun tarifeli seferleri ile online bilet alarak seyahat edebilirsiniz.
Başka bir ülkeden gelecekseniz; Avusturya Devlet Demiryolları ÖBB Nightjet, Fransa Devlet Demiryolları SNCF ve İtalya’nın; Almanya, İsviçre gibi ülkelerle ortak olarak işlettiği demiryolları olan Eurocity firması ile de italya’ya gelebilirsiniz.
Para Birimi
Ab üyesi olan İtalya’nın para birimi Euro’dur.
İtalya’ya Vize Var mı?
Evet maalesef, kanayan yaramız. Schengen vizesine sahip olmanız gerekiyor.
Nerede Kalınır?
Roma’da konaklamak için çok fazla alternatifiniz olacak. Roma, turistik cazibesiyle adeta bir otel cenneti. Fakat fiyatlar oldukça pahalı. Özellikle merkezde ortalama bir otelde kalmak fazlaca maliyetli. Bizim her zamanki seçimimiz ise birkaç duraklık metro veya otobüs mesafesinde merkezden uzaklaşmak. Vatikan tarafı özellikle güvenlik, sakinlik gibi gerekçelerle tercihimiz oldu. Merkeze metro ve otobüs ile ulaşım imkanı olduğundan, kaldığımız süre boyunca oldukça rahat ettik.
Roma İçin Kaç Gün?
Roma büyük ve turistik bir şehir. Minimum 4 veya 5 gün şeklinde planlanmalı. Çocuklu aileler ya da acelem yok, yavaş bir akışta gezmek istiyorum diyenler için bir haftaya kadar süre uzatılabilir. Yine de benim Roma ile ilgili planım, gezilecek her yeri bitirmeden, sindirerek yavaşça gezmek. Böylelikle bir çok kez daha gelmek için sebebim olacaktır
Araç Kiralamaya Gerek Var mı? Ulaşım Nasıl?
Roma’da maalesef metro ağı çok zayıf. Tarihi merkezindeki birçok yer yürüyerek gezilebilir. Fakat Vatikan veya Kolezyum gibi yerlere vasıta ile ulaşmak gerekiyor. Bunun için belediye otobüsü , metro veya taksi alternatiflerini değerlendirebilirsiniz. Araba kiralamak da başka bir seçenek tabiki. Fakat gerek dar sokakları ve gerek turizm politikaları sebebi ile park etmek ciddi bir sorun ve maliyet. Bunu da göz önünde bulundurun.
Toplu taşıma bileti almak isteyenler için birçok seçenek var. Kendi kredi kartlarınızı otobüslerde okutabileceğiniz gibi; üzerinde T harfi bulunan büfelerden ya da metro istasyonu girişlerindeki otomatlardan günlük veya 3 günlük biletler satın alabilirsiniz.
Gelmeden Önce Önemli Notlar
- Roma’da birçok yere şehir içi belediye otobüsleri ile ulaşılıyor. Metro ağı zayıf. Belediye otobüslerinin durağa varış ve kalkış saatleri maalesef çok dakik değil. Duraklarda 1 saate yakın beklemişliğimiz bile var. Gecikme yaşanmaması adına buna göre program yapmakta fayda var.
- Dünya’nın en çok turist ağırlayan şehirlerinden biri. Bu sebeple özellikle bahar ve yaz sezonunda çok çok kalabalık oluyor.
- Roma’da çok fazla restoran ve kafe var. Buna rağmen özellikle turistlerce fazlaca tercih edilen bazı kafe ve restoranlarda giriş sırası oluyor. Bu kuyruklar bazen çok uzun olabiliyor. Bu sebeple özellikle rezervasyonla çalışanları tercih edebilirsiniz.
- Avrupa’daki birçok şehirde olduğu gibi Romada ‘da bazı restoranlar gün içinde kapanıyor. Seçtiğiniz restorana gitmeden önce mutlaka açık olduğu saatleri kontrol edin.
- Taksilerle ilgili dolandırıcılık olduğuna dair haberler okumuştum. Taksi kullanacaklar, taksiye bindikten sonra taksimetre açtırmayı unutmasın. 2016’daki gelişimde taksi kullanmıştım. Bindiğimiz taksinin şoförü, taksimetreyi açmamıştı.
- Roma’da çok fazla hırsızlık ve kapkaç olayları oluyor. Özellikle turistlere yönelik bu olayların sayısı çok fazla olduğundan dolayı hükümet tarafından mücadele zayıf. Birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi yıllardır bu olaylar devam ediyor. Bu sebeple özellikle cüzdan ve pasaport gibi önemli şeyleri mutlaka çok iyi önlem alarak saklamaya çalışın. Ayrıca özel eşya ve paranızı otellerde de bırakmamaya özen gösterin.
Gezilecek Yerler
1. Column of the Immaculate Conception / Meryem Ana Sütunu

Roma’nın ünlü İspanyol Merdivenleri’nin hemen yanında yer alan Meryem Ana Sütunu, 1857’de Papa IX. Pius tarafından dikilmiş etkileyici bir anıt. Üzerinde Meryem Ana heykeli yükselen bu sütunun kaidesinde dört peygamberin heykeli bulunuyor. Her yıl 8 Aralık’ta Papa’nın burada dua edip çiçek sunmasıyla, aslında Roma’nın en özel dini geleneklerinden birine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca kaidesinde Musa, Elezkiel, Davut ve İshak Peygambere ait olan tasvirler bulunuyor. Konum, haritada 1 numara.
2. İspanyol Meydanı


Meryem Ana Sütunu’nun biraz ilerisinde İspanyol Büyükelçiliği’ne çıkan merdivenlere İspanyol Merdivenleri ve buraya çıkan meydana ise İspanyol Meydanı deniyor. Tahmin edersiniz ki adı da buradan geliyor. Bulunduğu meşhur ve çok kalabalık meydan ise Piazza di Spagna. Yaklaşık 300 yaşında olan bu merdivenler, turistler tarafından bir dinlenme noktası olarak kullanılıyordu. Haziran 2016’de gittiğimde burada oturmuş ve etrafı izlemiştik. Fakat 2024 Kasım ayındaki seyahatimde, buraya oturmak isteyen turistlerin, görevliler tarafından sürekli uyarıldığını ve oturmalarına müsaade edilmediğini gördüm. Bu anlamda biraz can sıkıcıydı. Çünkü burada meydana karşı oturmak gerçekten çok keyifli oluyordu. Yine de görevlinin alandan ayrıldığı çok kısa bir sürede burada oturabildik.
Piazza di Spagna Meyda’nında çok ikonik bir çeşme mevcut. Adı Fontana della Barcaccia yani Eski Gemi Çeşmesi. Bernini ve oğlu Gian Lorenzo tarafından 1627 yılında yapılmış. Büyük bir sel felaketinde Tiber Nehri taşarak İspanyol Merdivenleri’ne kadar gelmiş. Bu sebeple bu olayı temsilen batmak üzere olan bir tekne şeklinde tasarlanmış. Konum haritada mavi 2 numara.
3. Via dei Condotti – Via del Corso / Condotti Caddesi ve Corso Caddesi


İtalya deyince hiç şüphesiz akla gelenlerden biri moda. Özellikle dünyaca ünlü lüks markaların yer aldığı ve vitrinlerinde birbirinden güzel kıyafetlerin, takıların ve ayakkabıların sergilendiği kalabalık ve popüler bir alışveriş caddesi. Condotti Caddesi, tam Piazza di Spagna’ya bağlanıyor. Corso Caddesi de Condotti Caddesi’ne bağlanıyor. Caddede keyifli yürüyüş yapmak isteyenler için konum, haritada mavi 3 ve 4 numara.
4. Trevi Çeşmesi / Aşıklar Çeşmesi
Roma ‘nın en ünlü yapılarından biri olan Fontana di Trevi, diğer adıyla Aşk Çeşmesi barok mimarinin en güzel örneklerinden biri. 18. Yüzyılda Roma’ya su getiren Aqua Virgo su kemerinin son çıkış noktası olarak yapılmış. Bu sayede hem şehre su sağlamış hem de görkemli ve estetik bir yapı şehre kazandırılmış. Üstündeki heykelde deniz tanrısı Okeanos’un heykeli bulunmakta. Bununla birlikte heykellerden sağ taraftaki sağlık, sol taraftaki heykel ise bolluğu temsil etmekte. Bu estetik şaheserin mimarı ise Nicola Salvi.
Çeşme nerdeyse haftanın tüm günleri aşırı kalabalık. Yaklaşmak biraz vakit alıyor. Malum, bizim gittiğimiz tarihlerde 2025 Jübile Yılı kapsamında , Trevi Çeşmesi de tadilattaydı. O sebeple içindeki tüm su boşaltılmış ve etrafı bariyerle kapatılmıştı.
Fontana di Trevi’ye sadece Türkler’in Aşk Çeşmesi dediğini söylemek gerekir. Yani başka dillerde ve ülkelerde Aşk Çeşmesi denmiyor. Bununla birlikte Roma’ya bir daha gelmek isteyen ve aşkı bulmak isteyenler çeşmenin havuzuna bozuk para atıyor. Böyle bir gelenek yerleşmiş.
Çeşmenin etrafı çok kalabalık olduğu için bu bölgede ekstra dikkat etmekte fayda var. yan kesiciler, hırsızlar ve seyyar satıcılar bu bölgede oldukça fazla. Özellikle çocukla gidenler için ekstra dikkat etmek gerek. Konum haritada mavi 5 numara.
5. Galleria Sciarra
Roma’nın gizli mücevherlerinden biri olan Galleria Sciarra, 19. yüzyılın sonlarında Art Nouveau tarzında inşa edilmiş kapalı bir geçit. Tavanı camla kaplı bu zarif galeri, kadın figürleri ve yaşamı simgeleyen fresklerle süslü. Şehrin kalabalığından uzaklaşıp sanatsal bir atmosferde kısa bir mola vermek isteyenler için güzel bir durak. Haritada mavi 6 numara.
6. Hadrian Tapınağı
İmparator Hadrian’ın hatırası için yapılmış olan tapınak. Fakat günümüzde sadece ön cephesi ayakta kalabilmiş. İçeride ücretsiz küçük bir müze bulunuyor. Haritada konum mavi 7 numara.
7. Chiesa di Sant'Ignazio di Loyola / Aynalı Kilise
17. yüzyılda Barok tarzda inşa edilmiş bir kilise. Döneminde yaşanan maddi sıkıntılar sebebi ile tavan kubbesi tamamlanamamış. Fakat bu esnada sanatçı Andrea Pozzo’nun sanatı devreye girmiş. Tavana yaptığı resimle adeta tavanda kubbe varmış ilüzyonu yaratmış. Aziz Ignazio’nun cennete yükselişini tasvir eden bu tavan resmine, şimdilerde kilise içerisine yerleştirilen aynadan selfi çekerek 1 Euro karşılığında bakılabiliyor. Fakat bunun için çok uzun bir sıra beklemeniz gerekecek. Ayrıca kilise içinde çeşitli fresk ve heykeller de bulunuyor. Bence mutlaka buraya uğrayın. Konum haritada mavi 8 numara.
8. Pantheon
Pantheon, Roma’yı görmek isteme sebeplerim arasında yer alan ve mimarisine hayranlık beslediğim yapılardan biri. Nedir peki bu Pantheon’un alametifarikası? Bu yapı tam olarak 1900 yaşında. Evet yanlış duymadınız! MS 2. Yüzyılda İmparator Hadrian tarafından bir pagan tapınağı olarak inşa ettirilmiş, sonrasında Romalılar tarafından kiliseye çevrilmiş. 43 metre çapındaki kubbesi ve kubbesinin tam ortasında bulunan penceresinin o dönemde nasıl yapıldığı hala tam olarak bilinmiyor.
Pantheon’a girişler aslında ücretsizdi fakat 2023 yılı itibari ile ücretlendirildi. Mimarlık tarihi açısından bu kadar önemli bir yapının tabiki girişi de kuyruk olacaktı. 😊 Burayı gezmek isteyenler burada oluşabilecek kuyruğu göz önünde bulundurmalı. Konum haritada mavi 9 numara.
9. Campo de' Fiori
Çiçek Tarlası anlamına gelen Campo de’ Fiori aslında bir meydan. Gündüzleri meydanda Pazar kurulurken, akşamları sokak sanatçıları ve satıcıları arasında bolca eğlenen insanlar görebilirsiniz. Oldukça eğlenceli gözüken bir meydan olduğunu söylemek gerekir. Meydanın tam ortasında Giordano Bruno’ya ait bir heykel bulunmakta. Bruno, evrenin sonsuz olduğu ve evrende başka gezegenler bulunduğu görüşü ile Roma Katolik Kilisesi’ne karşı gelmiş ve kilise tarafından engizisyon mahkemelerinde yargılanarak 1600’de idam edilmiş. Ölümünden 200 küsur yıl sonra heykeli yapılmış ve meydana, yüzü öfkeli bir ifadeyle Vatikan’a bakacak şekilde yerleştirilmiş. Konum haritada mavi 10 numara.
10. Piazza Navona / Navona Meydanı
Roma döneminde stadyum olan ve üzerinde gladyatör dövüşleri yapılan alan, bugün içerisinde çeşme bulunan çok keyifli bir meydan. Meydan içerisinde dört adet çeşme bulunuyor. Ünlü sanatçı Bernini’ye ait olan Dört Nehir Çeşmesi ise meydanın en ikonik çeşmelerinden. Konum için haritada mavi 11 numara.
11. Sant’ Angelo Köprüsü ve Kalesi ( Kutsal Melek Kalesi )
MS 134 yılında İmparator Hadrian tarafından, kendi mezarını defnettireceği Kutsal Melek Kalesi’ne ulaşımı sağlamak amacıyla yaptırılmıştır. Tiber Nehri üzerindeki bu görkemli köprü, barok dönemde Gian Lorenzo Bernini ve öğrencilerinin yaptığı on melek heykeliyle süslenmiştir. Her melek, İsa’nın çarmıha gerilişine ait bir simge taşıyor. Günümüzde köprü, yalnızca yayalara açık ve Vatikan’a giden yolun en etkileyici duraklarından biri olarak Roma’nın mistik atmosferini yansıttığını söylemek gerekir.
Kutsal Melek Kalesi ise MS 2. Yüzyılda Hadrian tarafından mozole olarak yaptırılmış fakat zamanla kale, sığınak ve zindan gibi çeşitli amaçlarla kullanılmış. Üst kısmında yer alan Mikail heykeli ise, Mikail’in Roma’yı bir salgından kurtarması için burada görülmesi rivayetine dayanarak yaptırılmış. Ayrıca Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim’in kardeşi Cem Sultan , bir dönem papaya sığınarak Türkçe adıyla Melekler Kalesi’ne hapsedilmiş. Bizim tarihimizle olan yakın bağı da merakımızı oldukça kabarttı. Konum haritada mavi 13 ve 14 numara.
12. Vatikan
Dünyanın en küçük ülkesi Vatikan. Hristiyanlığın en önemli simgelerinden biri olan Vatikan’ın devlet başkanı papa. Monarşi ile yönetilen Vatikan’da devlet başkanı, yani papa, papalık konklavı denilen bir toplantıda seçiliyor. Bu seçim, seçim süresi boyunca tüm dünyayla iletişimlerini kesen Katolik kardinaller tarafından yapılıyor. Papa aynı zamanda Katolik mezhebi için önemli bir ruhani liderdir.
Ülkede 1.000 kişi yaşıyor fakat gün içinde Vatikan’a giren işçiler ve turistler bu sayıya dâhil edilmiyor. Vatikan’ı koruyan askerî güç ise tahminlerin aksine İtalyan değil, İsviçreli. Sebebi ise tarihsel bir kökene dayanıyor. 1500’lü yıllarda Vatikan’ı korumak üzere İsviçre’den istenen askerler, bugün hâlâ bir gelenek olarak Vatikan’ı korumaya devam ediyor.
Vatikan’a girişte herhangi bir pasaport ya da kimlik kontrolü yapılmıyor. Güvenlik kapısından geçerek biletle giriş yapabiliyorsunuz.
Vatikan, Roma’yı ikiye ayıran Tiber Nehri’nin diğer yakasında, yani tarihî merkezin tam karşısında bulunuyor. Vatikan’a en yakın A metro hattındaki Ottaviano durağında inerek ulaşabilirsiniz.
Biz Vatikan’ı gezmek için önceden online bilet aldık. Bileti aldıktan sonra hemen Vatikan’ın yakınında bulunan turizm ofisine gelerek rehberle buluştuk. Giriş saatimizde rehberle beraber Vatikan Müzesi’nin kapısına geldik ve buradan sırayı atlayarak içeri girdik. Rehber sadece bu kısma kadar eşlik etti. İçeriyi kendimiz gezdik.
Gelelim Vatikan’da nereler gezilir, neden gezilir sorularına… Mimari, estetik, dinî ve tarihî açıdan pek çok öneme sahip. Özellikle Aziz Petrus Bazilikası ve Vatikan Müzesi muazzam diyebilirim. Müzedeki koleksiyonun genişliği ve eser çeşitliliği hayrete düşürecek kadar fazla. Tek tek her şeye bakarak gezmek neredeyse imkânsız. Bu sebeple, biletin online olarak alındığını da düşünürsek, Vatikan için en az yarım gün zaman ayırmak lazım. Vatikan içerisinde gezilebilecek yerler ise genel hatlarıyla şöyle:
Aziz Petrus Bazilikası ve Aziz Petrus Meydanı
Vatikan’daki en önemli ve en sembolik yerlerden biri. Hz. İsa’nın havarisi ve aynı zamanda ilk papa olan Aziz Petrus, MS 64 yılında Roma’da şehit olmuş ve buraya gömülmüş. Bazilika da bu mezarın üzerine inşa edilmiş.
Bazilikanın içinde Papa II. Jean Paul, Papa Pius XI, Papa Pius XII ve Papa John XXIII gibi önemli papaların mezarları ve ünlü sanatçıların dünya çapında bilinen eserleri var. Michelangelo’ya ait Pietà adlı eserde, Carrara mermerinden oyulmuş Meryem ve İsa heykeli muazzam bir işçilik örneği. Aziz Petrus’un mezarının üzerinde ise Bernini’ye ait Baldaken adı verilen bir kubbe altı sunağı bulunuyor.
Tüm bunlarla beraber iç mekândaki altın süslemeler, devasa sütunlar ve ışığın mekânda yarattığı ruhani etki, buranın sadece bir ibadet yeri değil, aynı zamanda sanat ve inancın birleştiği bir simge hâline geldiğini gösteriyor. Michelangelo’nun tasarladığı devasa kubbe, Aziz Petrus Bazilikası’nı Roma’nın ikonik silüetlerine ekleyerek hafızalara kazınan bir Roma manzarası oluşturuyor.
Gian Lorenzo Bernini’nin oval biçimde düzenlediği Aziz Petrus Meydanı ise açık kollar şeklinde tasarlanmış. Bu tasarımın, burayı ziyaret eden milyonlarca kişiyi kucakladığını anlatıyor. Bu bakımdan, mimarinin yaşam ve inanç üzerindeki etkilerini görmek muazzam bir his.
Vatikan Müzesi ve Sistina Şapeli
Vatikan Müzesi’nin dünyanın en iyi sanat koleksiyonlarından birine ev sahipliği yaptığını özellikle belirtmem gerekiyor. Çünkü gerçekten Uzak Doğu’dan Asya’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar birçok kıtada üretilmiş yüzlerce sanat eseri bu müzede sergileniyor. 16. Yüzyılda Papa II. Julius tarafından kurulan müze, birçoğu papalar tarafından toplanmış karma eserleri barındırıyor. En dikkat çekici parçaları antik Yunan ve Roma heykelleri ve mozaikleri, Raphael’in fresklerle adeta görsel şölen verdiği odaları ve Michelangelo’nun Sistina Şapeli tavanına çizmiş olduğu fresklerdir. Müzede gezerken, Vatikan’ın sadece bir dini merkez değil, aynı zamanda insanlık tarihinin kültürel mirasını koruyan bir sanat tapınağı olduğunu görmemek mümkün değil. Michelangelo’nun “Adem’in Yaratılışı” freski ise en çok bilinen ve çok fazla replikası yapılmış ünlü fresklerinden biri. Sistina Şapeli’nin tavanında bununla beraber birçok sanatçı ile ortak yapılmış muazzam bir sanat eseri üretilmiş. Hemen hemen hepsi Hristiyanlık’ta var olan hikayeler ve olayları resmediyor.
Vatikan Bahçeleri
Biz vakit sıkıntısından dolayı Vatikan Bahçeleri’ne girmedik. Fakat gezmesi oldukça keyifli, büyükçe bir yer. Düzenlenmiş peyzajıyla birlikte, içerisinde çeşmeler ve Vatikan’a ait binalar bulunuyor.
Apostolik Saray
Papa’nın resmi konutudur. Genelde halka açık değildir ama bazı bölümleri rehberli turlarla görülebilmekte.
Vatikan İle İlgili Olarak
Vatikan’a girerken herhangi bir pasaport kontrolünden geçmiyorsunuz.
Vatikan kilise girişinde kılık kıyafet kurallarına uygun giyilmeniz konusunda uyarılıyorsunuz. Şort, tişört, şapka gibi kıyafetlerle kiliseye giriş yapılması yasak.
Vatikan Müzesi’nden, Sistina Şapeli’ne kompleksin dışına çıkmadan geçebiliyorsunuz. Fakat Aziz Petrus Bazilikası ve Meydan’ına geçiş yapmak için farklı bir kapıdan giriş yapmak zorundasınız. Bu iki yer arasında halka açık bir geçiş yok.
Aziz PEtrus Bazilikası ve Meydanı’na giriş ücretsiz.
Vatikan genel olarak çok fazla turist çeken, olağanüstü kalabalık bir yer. Buraya gelmeden önce kısmi bilet, kapsamlı bilet ya da rehberli tur satın almanızda fayda var. Özellikle bahar ve yaz sezonunda saatlerce beklemek zorunda kalacağınız bilet kuyrukları oluşuyor. Mümkünse biletinizi aldıktan sonra gitmek istediğiniz yerin açılış saatinden biraz önce orda olmaya bakın.
Biletlerinizi; seyahatinizi planlar planlamaz hemen online olarak satın alın. Son günlere kalındığında, uygun fiyatlı biletler tükenmiş oluyor, bu sebeple çok yüksek fiyattan bilet almak zorunda kalabilirsiniz. Bunu bizzat deneyimledik 😊
Vatikan Müzesi Pazar günleri kapalı. Her ayın son Pazar günü ise halka açık ve ücretsiz. Eğer giriş için bu tarihi tercih edecekseniz, çok kalabalık olabileceğini göz önünde bulundurun.
13. Janiculum Hill / Janiculum Tepesi
Üzerinde Roma’ya yukarıdan bakabileceğiniz bir seyir terası bulunan, Roma’nın meşhur yedi tepesinden biri. Özellikle gün batımında Roma’yı izlemek, bizim damağımızda mükemmel bir tat bıraktı. Burada uzunca bir süre birçok açıdan Roma’yı izlemeye doyamadık. Tepeye çıkarken Acqua Paola Çeşmesi’nin hemen yanındaki “passeggiata del gianicolo “ yolunu takip ederseniz, çok keyifli ağaçlıklı bir yoldan tepeye ulaşacaksınız. Konum haritada yeşil 7 numara.
14. Fontana dell'Acqua Paola
Trastevere’nin biraz yukarısında bulunan, Barok tarzda yapılmış bir çeşme. Oldukça büyük ve hakim Roma manzarası ile keyifli bir durak. Gelmek isteyenler için yolu biraz yokuşlu. Konum haritada yeşil 8 numara.
15. Porta Settimiana / Settimiana Kapısı
Roma’da Aurelian adındaki surların kapılarından biri. İmparator Aurelian tarafından yaptırılmış. Trastevere semtinin de giriş kapısı sayılıyor. Konum yeşil 9 numara.
16. Trastevere Santa Maria Bazilikası
Trastevere semtinin meşhur meydanlarından biri olan Piazza di Santa Maria üzerinde bulunuyor. Oldukça küçük ve samimi bir yerde bulunan bazilika, MS 3. Yüzyılda inşa edilmiş. Hemen önünde yine kendi adı ile küçük bir çeşmesi var. Biz vaktimiz kalmadığından içeri girememiştik. Girmek isteyenler için giriş ücretsiz. Konum haritada yeşil 10 numara.
17. Trastevere
Aslında yukarıda belirttiğim yerlere geldiyseniz, tam olarak Trastevere mahallesi’ne gelmiş oluyorsunuz. Daracık tarihi sokakları, tatlı mekanları ve hareketli atmosferi ile biraz bohem ama aynı zamanda şık ve nezih. Roma’yı tam anlamıyla gezdim demek için burası kesinlikle görülmeli. Trastevere için her ne kadar yürüyüş rotaları çıkarılsa da bence ara sokaklara dalıp tam olarak kaybolmalı bir akşam yürüyüşü yapmak daha güzel. Kalabalığın akışıyla en popüler sokaklarına girmiş oluyorsunuz zaten.
18. Kolezyum
Roma denince akla gelen en ikonik ve en önemli yapılardan biri Kolezyum. Tarihsel olarak değerlendirmenin yanında mimari olarak da önemli bir başyapıt. Antik dünyanın mühendislik ve mimarlık harikalarından biri olarak kabul edilen Kolezyum, tüm bu sebeplerden ötürü bir rehberli turla gezilmeyi hak ediyor. Bir zamanlar gladyatörlerin ve vahşi hayvanların dövüştüğü bu devasa alanın hikayesini tam olarak anlamış ve hissetmiş oluyorsunuz. Biz de bu sebeple rehberli tur satın aldık. Kompleksin farklı yerlerine giriş çıkışı kapsayan, farklı biletler mevcut. Bizim satın aldığımız rehberli tur, Kolezyum, Roma Forumu ve Palatino Tepesi’ni kapsıyordu. Bu sebeple ; tur satın alacaksınız; içeriklerini mutlaka kontrol etmeniz gerekiyor.
Turda o kadar çok şey öğrendik ki hepsini burada paylaşmak istesem kompozisyon gibi uzar gider… Fakat hem turla hem de tursuz gidip gezmek isteyenler için kısa kısa bilgiler vermek istiyorum.
MS 72’de İmparator Vespasian tarafından inşaatı başlatılmış ve yaklaşık 50.000 -80.000 izleyiciyi ağırlayabilecek büyüklükte bir yapı. İnşasında özel kil harcı, traverten taşları ve tuğlalar kullanılan Kolezyum’un, günümüze kadar ulaşmasının en temel sebebi, zamanının en iyi mühendislik teknikleri kullanılarak inşa edilmesi olmuş.
Antik Roma’da hem eğlence hem de imparatorun propaganda amaçlarından biriymiş. Halk, burada yapılan gladyatör dövüşleri, vahşi hayvan gösterileri ve tiyatrolar ile eğleniyormuş. Ahşap kaplama üzeri kum olan zeminin üzerine su doldurularak, deniz savaşları şeklinde eğlence bile düzenleniyormuş. Bugün baktığınızda zemini görmek zor, fakat altında bulunan odacıkları ve o odacıkları birbirine bağlayan labirent gibi koridorları görebiliyorsunuz. Bu odalarda gladyatörler kalır, dövüş öncesi hazırlık yaparmış. Ayrıca başka sahne gösterileri için de dekor hazırlıkları yapılırmış. Yapının içerisinde sahneye çıkarmak üzere hayvanlar için asansör bile bulunduğunu aktarmıştı rehberimiz.
Dış cephesinde bulunan kemerli yapının içlerinde mitolojik tanrıların heykelleri bulunuyormuş fakat bunlar günümüze maalesef ulaşamamış.
Oturma düzeninde de tabiki kast sistemi var. En altta ve sahneyi en iyi gören yerde imparator ve senatörler otururken; soylular, fakirler , köleler ve kadınlar şeklinde sıralama bulunuyormuş.
Bugün dimdik ayakta duran bu devasa yapı, onca depremlere, yağmalara rağmen yıllara meydan okumuş, muazzam bir yapı. Bilhassa ilgilileri için rehberli tur tavsiye ediyorum. Tur öncesi Kolezyum’un hemen önündeki park alanında buluşma oluyor ve oradan rehberle birlikte giriş yapılıyor. Turda dil seçeneği olarak Türkçe bulunmuyor.
İçeride herhangi bir yeme içme alanı bulunmadığından, öncesinde ihtiyaçlarınızı giderirseniz daha iyi olacaktır. Bizim seçtiğimiz tur 3-4 saat civarında sürmüştü. Bunun büyük bir kısmını açık havada geçirdiğinizden mevsim şartlarına göre yağmur veya çok sıcak olma ihtimalini göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Rahat ayakkabılar ise olmazsa olmaz.
19. Roma Forumu
Antik Roma’nın tam kalbi, çarşısı veya merkezi demek doğru olur. Tüm devlet işlerinin görüldüğü yapılar, mahkemeler, anıtlar ve dini yapılar burada kümelenmiş. Tarih kokan muazzam bir arkeolojik alan ve açık hava müzesi. Önceleri bataklık bir alanmış. Sonra kurutularak şehir haline getirilmiş. Roma’nın büyümesiyle Forum sadece bir meydan olmaktan çıkıp; imparatorların, komutanların ve devlet adamlarının güç gösterisi sergilediği simgesel bir alana dönüşmüş.
İçerisindeki önemli yapılardan bazıları;
Satürn Tapınağı: Forum’un en eski tapınaklarından biriymiş. Mitolojideki tanrı Satürn’e adanmış.
Vesta Tapınağı ve Bakire Rahibeler Evi: Mitolojideki tanrıça Vesta’ya adanmış, Vesta’nın kutsal ateşinin asla sönmediği yuvarlak tapınak ve Vesta rahibelerinin yaşadığı yapı.
Titus Takı: Kudüs’ün fethini betimleyen kabartmalarıyla ünlü zafer takı.
Curia Julia: Senato’nun toplanma binası (bugün hâlâ büyük kısmı ayaktadır).
Rostra: Hitabet kürsüsü; dönemin politikacıları ve hatipleri burada halka seslenirdi.
Caesar Tapınağı: Caesar’ın ölümünden sonra onun için inşa edilen tapınak.
20. Palatino Tepesi
İstanbul ve Roma’nın ortak özelliklerinden biri her iki şehrin de yedi tepeli olması. İşte Roma’nın bu yedi tepesinden biri olan Palatine Tepesi; şehrin doğduğu ve kurulduğu yer. Rivayete göre bir dişi kurt , Romulus ve Remus kardeşleri tam olarak bu tepede beslemiş. Bu kardeşlerden Romulus, büyüyünce şehri bu tepede kurmuş. Burada Augustus’tan Tiberius’a ve Domitian’a kadar birçok imparator saray yaptırıp yaşamış. Cumhuriyet döneminde bile zengin aileler buraya villalar inşa ettirmişler. Bugün İngilizcedeki “Palace” kelimesi Avrupadaki birçok dile Palatino kökünden geçmiş.
Domitian Sarayı (Domus Flavia ve Domus Augustana)
İmparator Domitian tarafından yaptırılan bu devasa saray kompleksi, imparatorluk gücünü ve Roma mimarisinin ulaştığı noktayı gözler önüne seren bir başyapıt.
Stadyum (Stadium of Domitian)
Uzun, oval şekilli bu alanın özel yarışlar, törenler ve eğlenceler için kullanıldığı düşünülüyor.
21. Vittorio Emanuele II Abidesi
Roma’da gezilecek yerler arasında popüler yerlerden biri olan Vittorio Emanuele II Abidesi, Piazza Venezia’da yer alan ve İtalya’nın birliğini simgeleyen etkileyici yapılardan biri. 1885–1935 yılları arasında, İtalya’nın ilk kralı Vittorio Emanuele II onuruna inşa edilen anıt; dev merdivenleri, beyaz mermer mimarisi, bronz atlı heykeli ve ünlü Bilinmeyen Asker Anıtı ile ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. “Altare della Patria” olarak da bilinen bu yapı, hem İtalya tarihinin en önemli sembollerinden biri hem de Roma’da mutlaka görülmesi gereken ikonik bir yer. Üst terasından Kolezyum, Roma Forumu ve Roma tarihi merkezinin panoramik manzarası izlenebilir, bu da anıtı fotoğraf severler için ideal bir durak hâline getiriyor. Konum haritada kahverengi 5 numara.
22. Piazza Del Popolo / Popolo Meydanı ve İkiz Kiliseler
Roma’nın en etkileyici meydanlarından Piazza del Popolo, antik dönemde şehre giriş kapısı olan Porta del Popolo’nun önünde yer alıyor. Yüzyıllar boyunca Roma’nın en önemli buluşma alanlarından biri olarak kullanılmış. Meydanın merkezinde Mısır’dan getirilen Flaminio Obeliski yükselirken, etrafını Barok döneminin zarif çeşmeleri ve heykelleri süslemekte. Meydanın bir köşesinde yer alan “İkiz Kiliseler” in (Santa Maria dei Miracoli ve Santa Maria in Montesanto), bölgeye simetrik ve ikonik bir görünüm kazandırdığını söylemek lazım. Ayrıca, Piazza del Popolo’nun hemen yanında bulunan Santa Maria del Popolo Bazilikası, Caravaggio’nun ünlü tablolarına ev sahipliği yaptığı için sanatseverlerin mutlaka ziyaret ettiği bir durak. Geniş, düzenli ve etkileyici mimarisiyle bu meydan, bence, Roma keşfine başlamak için ideal noktalardan biri. Konum haritada kahverengi 5 numara.
Roma Yeme İçme Rehberi
Roma’da tabiki bir Akdeniz klasiği olarak İtalyan mutfağını deneyimlemek gerek. Kıpkırmızı domatesleri, antik buğdayları ve çeşit çeşit peynirleri; İtalya’nın baş köşe lezzetlerinden. Bu kadar çeşitli ve geniş bir mutfağı deneyimleyebileceğiniz bazı turistik restoran ve kafelerden bahsedeceğim. Yorumlarımı olabildiğince objektif olarak yaptım. Çünkü bunların bir çoğu turistik ve popüler mekanlar.
Cantina e Cucina
Menülerinde İtalyan mutfağından birçok yemek var. Izgara enginar, tiramisu, lazanya, makarna ve pizza çeşitleri mevcut. Fakat burada hayatım boyunca yediğim en iyi lazanyayı yediğimi itiraf etmem gerek Önünde maalesef çok uzun kuyruklar oluşabiliyor. Öğlen ve akşam yemek saatleri dışında gelirseniz, beklemeden girebilirsiniz.
Tonnarello
Roma’da çok fazlaca tonnarello adında restoran var, biz öğlen yemeğine Tonnarello Paglia ve akşam yemeğine Tonnarello Calisto’ya gittik. Farklı yemekler yediğimiz için lezzet açısından kıyaslayamıyorum. Fakat Paglia ‘daki restorandan daha memnun ayrıldık. Paglia’da meşhur olan cacio e pepe ( karabiberli ve peynirli makarna ) ile damak zevkimize son derece uygun, güzel bir İtalyan yemeği olan stracetti ( dana eti ) söyledik. Özellikle stracettiyi kesinlikle tavsiye ederim. Diğer Tonnarello ‘da mantarlı pizza ve panna cotta söyledik. Mantarlı pizza sıradandı, panna cotta ise oldukça lezzetli idi. 19:00 sonrasına kaldığımız için epey bir sıra bekledik. Fakat bu bölgedeki birçok restoranın önünde aynı saatlerde sıra vardı maalesef. Eğer sıra beklemek istemiyorsanız akşam yemeklerini 17:00 civarına almakta fayda var.
Pane e Salame
Trevi Çeşmesi’ne çok yakın bir konumda bulunuyor. Roma’ya ilk geldiğimizde açlığımızı akşam yemeğine kadar bastırması için burada sandviç yemiştik. Gerçekten de lezzetli bir sandviç yedik. Menülerinde sandviç çeşitleri çok fazla ve A,B,C şeklinde alfabe ile sıralandırmışlar. Biz y kodlu roast biftekli tartar soslu sandviç sipariş ettik. Sandviçleri oldukça büyük. Çok aç değilseniz bir tanesini iki kişi paylaşabilirsiniz.
Pompi Tiramisu
Pane e Salame’nin hemen yanında Pompi Tiramisu’nun şubesi var. Burası Roma’da en meşhur iki tiramisucudan biri. Küçük ve büyük kaplarda take away şeklinde tiramisu veriyor. Tiramisuyu fabrikasyon şeklinde yapıp, sürümden kazandıklarından mıdır bilmiyorum ama lezzet olarak fena değil seviyesinde. Kat be kat güzel tiramisular yemek mümkün. Yine de popüler ve turistik yerleri denemek isterseniz Roma ‘da yürürken karşınıza her an çıkabilir.
Two Sizes
Pompi Tiramisu’ya rakip, diğer zincir take away tiramisucu. Aynı yorumlar burası için de geçerli. Lezzet olarak Pompi Tiramisu’dan biraz daha iyi bence.
Venchi Cioccolato e Gelato
Roma’da iki şubesini gördüğüm çikolata ve dondurmacı. Biz via del corso ‘daki şubesine gittik. Öncelikle dükkanın içi buram buram lüks kokan bir yer. Aynalar, ışıklar, renkler, yansımalar ve duvarda kooocaman bir çikolata şelalesi. Dondurmaları böyle şatafatlı bir dükkan için ortalama sayılabilecek bir lezzette. Yine de tercih edilebilir.
La Licata
Kolezyum ziyareti öncesinde, yakınlığı sebebi ile kahvaltı yapmak için geldiğimiz pastane. Aslında tam olarak bizdeki pastaneler gibi değil. Bar konseptinin hakim olduğu hamur işleri ve kahvaltı ürünleri sunan bir yer. Burada bowl, egg benedict tabakları veya hamur işlerini tercih edebilirsiniz. Önerim, espresso ve kruvasan.
Parenti
Vatikan ziyareti öncesi yine yakınlığı sebebi ile kahvaltı için uğradığımız pastane. Klasik İtalyan pastanesi aslında. Öyle ki masa sandalye yok, ayaküstü atıştırarak ya da şanslıysanız rahatsız bir bar sandalyesinde tatlı – kahve şeklinde atıştırabilirsiniz. Sabah telaşesinde, işe gitmeden evvel pastanede kahvaltı yapan İtalyanlar’ın şen şakrak sohbetlerine denk gelebilirsiniz. Burada tavsiyem ise bir İtalyan lezzeti olan kremalı maritozzo.
Trecaffè - Vaticano
İtalya’da yapılacak en güzel şeylerden biri bolca kahve kahvesi İtalya’da içtiğimiz en güzel kahvelerden. Özellikle bizim gibi yoğun tadlı espresso severler için ideal.
Antica Caciara
İtalya deyince tabiki peynirler ve şarküteri ürünleri. Antica Caciara’dan parmesan peyniri almıştık. Gerçekten de oldukça lezzetli bir peynirdi. Dükkanda peynir çeşitleri dışında şarküteri ürünleri, el yapımı makarnalar ve çeşitli İtalyan hediyelik lezzetleri var. Maalesef bagaj kg sınırı ve ürünlerin dışarıda biz gezmeye devam ederken bozulma riskinden dolayı sadece parmesan alabildik. Ama yurt dışına gideceğiz dediğinizde ürünleri hava almayacak şekilde vakumlayıp, paketliyorlar.
Bunları da Gez
Malum, zamanımız yetmedi. 3 gün ayırdığımız Roma’dan programımız gereği trenle Floransa’ya geçtik. Roma öyle dolu bir şehir ki gerçekten 1 hafta bile ayırsanız gezilip görülecek çok yer var. Kendi listemde yer alan ama göremediğimiz yerler ;
Villa Borghese
Popolo Meydanı’nın hemen yakınındaki park. İçeride bir göl bulunuyor ve oldukça büyük bir yeşil alan.
Terraza del Pinchio / Pinchio Tepesi
Roma’ya yukarıdan bakılabilecek bir seyir terası. Yeşil alanı ile tam bir dinlenme yeri.
23. Tiber Island / Tiber Adası
Tiber Nehri üzerinde bulunan ada. Adaya Roma döneminden kalma bir köprüden yaya olarak geçebiliyorsunuz. Adada 400 yıllık bir karantina hastanesi ve kafe bulunuyor.
Bocca Della Verita
Santa Maria İn Cosmedin Kilisesi’nde bulunan yuvarlak taş kabartmanın Roma döneminden kalma bir lağım kapağı olduğu düşünülüyormuş. Rivayeti ise şöyle; yalan söyleyen kişinin elini sokarsa, kabartmanın ısıracağına inanılıyor.
Marcellus Tiyatrosu
Antik Roma döneminden kalan bir antik tiyatro. MÖ 17 yılında yapılmış.
Görmeden Gelme
Roma’da görmeden gelme diyebileceğim çok yer var. Ama her şeyden önce bir iç mimar olarak Kolezyum’u rehberli bir turla görmenizi şiddetle tavsiye ederim. Roma İmparatorluğu’nun ihtişamını, yaşantısını ve kültürünü anlamak için çok değerli bir yapı.
İkinci önerim ise kesinlikle Trastevere ‘de akşam yürüyüşü. Eski roma mimarisi, dar sokakları, loş ışıkları ve çok hareketli atmosferi ile gerçekten keyif veren ve günümüz Roma’sını yaşatan bir aktivite.
Ve son olarak Pantheon. Roma’ya ilk seyahatimin sebebi, hayallerimi süsleyen sayılı tarihi eserlerdendi. Mimarlık tarihi açısından muazzam bir öneme sahip.
Yemeden Gelme
Cantina e Cucina’da lazanya, Tonnorello Paglia ‘da stracetti :) mutlaka tadın.

